Sitemize HoşgeldinizBaşkanYatırım ve ProjelerimizİletişimFoto GaleriBasın

 

· Sitemize Hoşgeldiniz

  · Başkanımız
· Başkana Mesaj
· Başkan Albümü
· Basın Bülteni
· Başkanlarımız
· Meclis Üyelerimiz
· Muhtarlarımız

      Birimler
 

· Yazı İşleri Md.

· Mali Hizmetler Md.
· Fen İşleri Md.
· Evlendirme
· 
Zabıta Birimi

· İtfaiye Birimi
· Personel Kadromuz
 

 

 

· Çalışmalarımız

· Yatırım ve Projelerimiz
· Beldemiz Dünü/Bugünü
· Meclis Kararları
· Etkinlikler

 

 

      Güncel
 

· Haber Bülteni
· Haber Arşivi
· İhale İlanları

 

 

 

· Beldemiz Hakkında

· Ulaşım ve Konaklama
· 
Resim Galerisi

· Canlı Kameralar
· Ziyaretçi Defteri
· Şehitlerimiz
· 2012'de Evlenecekler
· Yitirdiklerimiz
 

  · Borç Sorgulama
·
 Bilgi Edinme Yasası
· 
Kamu Hizm.Standardı
· Etik Komisyon Çalışması
 
      İletişim
  · E-Mail
· Dilek ve Şikayetleriniz

· Site Yöneticisi

 
      Web Master
  · KC GRUP

 


KAZANCI BELDESİ

 

Kazancı Kasabası, Göksu Vadisi’nin güney yamaçlarına kurulmuş olan eski bir yerleşim yeri olup, Ermenek İlçesi ile Güney-Kuzey ekseninde simetrik bir konumda ve Taşeli yöresinin tam ortasındadır. Anamur'a 85 km, Ermenek'e ise 46 km mesafede, deniz seviyesinden yüksekliği 1173 metredir. Merkez mahalle, Yukarı mahalle, Bucak, Uluköy, Türbesekisi, Tepecik ve Gökçeler Mahalleleri ile 2008 yılında Çatalbadem köy ününde mahalle olarak beldemize katılması ile  8 mahalleden meydana gelen Kazancı’nın 2011 yılı ulusal adres veri tabanına  göre, nüfusu 2615 kişidir.
Kazancı Kasabası, doğusunda İkizçınar ve Çavuş köyleri, batısında Gökçekent (Akmanastır), Ardıçkaya (Nadire) köyleri ve Anamur ilçesi arazileri, kuzeyinde Çavuş ve Gökçekent köyleri arazileri, güneyinde Çatalbadem köyü ile Anamur ve Bozyazı ilçeleri arazileri ile çevrilidir.
 
 Kazancı, Karamanoğulları Beyliği zamanında, Beyliğin Uçbeyi olan Kazgancı Bey (Kazancı, Kazancu) tarafından kurulmuştur. Yöreye ilk olarak Gülnar sınırlarında yer alan Donrulu köyünden Donrulu Mehmet ve yanındaki insanların gelerek Merkez Mahallesi eski camisinin (Odanınönü) olduğu yere yerleştikleri bilinmektedir. Geçen zaman içinde çevreden ve uzak –yakın her bölgeden insanlar gelerek buraya yerleşmişlerdir.


Kazancı adı, tarihte, Kazancı, Kazancılı, Kazancık, Kazanculu ve Kazancıklı adları ile bilinen, Osmanlı Kaynakları ve Türk Tarih Kurumu belgelerine göre Yörükhan Taifesinden bir Türkmen Boyundan gelmektedir. Kazancıklı bölgesi Türkmenistan’da kayalık bir bölgenin adı olup, halen Türkmenistan Balkan vilayetine bağlı Kazancı (Gazgancı) ilçesi mevcuttur. Türkmenistan’dan Anadolu'ya göç eden Kazancılı Cemaati, Adana (Feke), Maraş, Kırşehir, Karahisari, Mersin(Gülnar), Samsun, Ermenek (Kazancı) bölgelerine yerleştirilmiştir. Halen, Anadolu'da, Çankırı, Erzurum, Kocaeli, Tokat, Aydın, Isparta, Zonguldak, Kayseri ve Sivas illerinde de Kazancı adını taşıyan kasabalar, köyler ve mahalleler vardır.Kazancı’nın çevresinde ilk çağlardan itibaren yerleşim yerleri kurulduğu ve insanların yoğunlukla yaşadığı bilinmektedir. İlk Çağlardan kalma Kurtlu tepesi inleri, Roma ve Bizans devirlerinden kalma Körüstan Beleni, Kilise (Kilse) tepeleri , Popasın (Papazın) Kuyu, Önges Pınarı, Alain, Çıldırdak, Maşatın Dere, Hocaini (Hocini), Çurfalıklıin, Avlakini, Deliktaş gibi Hıristiyanlık dönemi adları halen kullanılmaktadır. Yöreye Karamanoğulları Beyliği sırasında Gülnar çevresinden gelen göçerler hakim olmuştur. Bu devirlerden kalma olan Bazaralanı (Kırkkuyu), Develikoyağı, Kartaltepe, Yüksekeğrik, Hamit (Hemid) Seydi mezarı (ermiş bir kişi olan bu zat, Gülnar'lı bir ağanın çobanı olup, Popas yöresinde olan mezarı İzmir, İstanbul dahil uzak yerlerden gelenlerce ziyaret edilmektedir) vardır. Kasabada, Karamanoğulları devrinden kalma Merkez Camii ve Bucak Ulucami yıkılmış olup, Dinek kulesi, Muslu Dede türbesi, Dede Mollas, Hıdırellez, Sakat Dedesi, İmarat, Art Beleni (aslı At Beleni olup, cirit oyunlarının oynandığı ardıç ağaçlarıyla çevrili bir yerdir) ve Aybeyim gibi eser ve isimler vardır. Kasaba, güneyden kuzeye genişleyen ve " V " harfini andıran geniş bir vadiye kurulmuş olup, doğusunda, Kuşaklı - Teveklik- Elmalı oluk - Kızıltaş sıra yamaçları, batısında, Asar Beleni- Alainin yaka- Kızılcayer - Karakütük yakası sıra yamaçları, Güneyinde, Sivrice Belen, Akyokuş, Taşönü ve Mihrap tepesi vardır. Kuzeye ise Göksu'ya kadar genişleyerekuzanan sulanır arazi yer alır.
Kazacılılar, Osmanlının son dönemlerinden itibaren Yemen Cephesi savaşları, Sarıkamış (Şark cephesi) Harekatı, Balkan Savaşları, Çanakkale Harekatı ve nihayet yurdun dört yanında verilen Kurtuluş Savaşı cephelerinde yoğunlukla görev almış, sayısız şehitler vermiş ve gazilerinin hatıraları dilden dile dolaşmaya devam etmektedir. Kasabada Cumhuriyet dönemiyle birlikte ilk okul kurulmuş olup, ilk öğretmeni merhum Sami ÖZTAŞ 1923 yılında eski yazı olarak eğitimi başlatmış, 1928 yılında yeni yazıya geçmiştir. Sami ÖZTAŞ, 25 yıldan fazla öğretmenlik yapmış ve ilk eğittiği çocukların çocuklarını da eğitmiş, 1948 yılında İvriz İlköğretmen okulu mezunları öğretmenler atanmıştır. Bucak (Nahiye) teşkilatı 1931 yılında Hikmet Müdür tarafından kurulmuş, ilk motorlu araç Fikri Bey zamanında gelmiş, Akif Müdür ise Göksu’da boğulmuştur. İlk dönemlerde, Jandarma Karakolu, Nüfus Memurluğu açılmış, sonraları, Orman İşletme Şefliği 1962, Tarım Kredi Kooperatifi 1950 yıllarında, Ortaokul 1969, Lise 1989 yılında açılmıştır. Belediye teşkilatı 1972, PTT şubesi 1974, Sağlık Ocağı 1975 ve elektrik 1985 yılında faaliyete geçmiştir. Kazancı insanı, aldığı eğitim ve başarıyı kovalaması sonunda ülkemizin her köşesinde, her makam ve mevkide görev yapmış ve yapmakta olup, Kazancı okullarında okuyanlar Amerika'dan Honkong'a kadar dağılmışlar ve halen çalışmaktadırlar. Kazancı insanı, toprağına ve geleneklerine son derece bağlı olup, siyasete, yeniliğe ve kültüre meraklıdır. 1939-1942 dönem Ermenek İl Genel Meclisi üyeleri listesinde bulunan Hasan ERDEM Kazancılı olup, Ermenek’ten 1931-1972 dönemleri arasında Ermenek şehir dışından İl Genel Meclisi üyesi seçilen ilk ve tek kişi olan Hasan ERDEM, Hacı Muhtar lakabı ile halen anılmaktadır. Kasabada, Belediye teşkilatından başka, İlköğretim okulu, Lise, Jandarma Karakolu, Orman İşletme Şefliği, Sağlık Ocağı, Tarım Kredi Kooperatifi, Ziraat Teknisyeni, PTT şubesi, TEK İrtibat Memurluğu ve Eczane vardır. Tüm meslekler, kahvehaneler ve partilerin belde teşkilatları da mevcuttur. Derekahvesi ve Lokantası yazın dinlenilecek bir yerdir. Aybaham pınarları, Önges, Kazanpınar, Ayyanı pınarı, Toros çesmesi, Tozlu, Olucak, Elmalıoluk ve Körkuyu çeşmelerinin suyu çok güzeldir. Her yıl yapılan Kültür Şenlikleri ile, unutulmaya yüz tutmuş olan yöresel oyunlar, yemekler, el sanatları, müzikler ve gösteriler tekrar yaşatılmaktadır. Körkuyu, Yenicesu, Toros Yaylaları ile Kabalak, Tozlu, Kırkkuyu yaylaları, Buzluca, Yüksekeğrik, Karakovanlık, Bozdağ, Kartal ve Kurtlu tepeleri, Elmalı oluk, Çal, Kızıltaş Öreğenligayağal, Taşönü, Horthort, Sivricebelen tepeleri, Yenicesuyunalan, Kzılalan, Burçakalanı, Otlukoyak ve İlabadı düzlükleri önemli yerlerdir.
 Kasabanın arazisi sulanan ve sulanmayan (yayla) kesimler olarak ayrılır. Göksu barajı nedeniyle toprak kaybına uğramayacak olan tek yerdir. Çok verimli olan arazide tahıl, sebze ve meyvecilik yapılmaktadır. Sulama doğal pınarların suyuyla ve modernleştirilmiş su arıklarıyla yapılmakta, imar planları güncelleştirilmekte, yol, altyapı tesis ve araç mevcudu sürekli geliştirilmektedir. Buğday, nohut, mısır ve arpa ekilir, elma, ceviz, üzüm, kiraz, şeftali, armut ve kayısı yetiştirilir, sebzenin her türü (domates, soğan, fasulye, mısır, salatalık, patlıcan, patates) yetiştirilir. Hayvancılık ve arıcılık da yapılır. Eski çobanlar ve sürüleri kalmamış olmasına rağmen, halen yaylalarda küçük baş hayvan besleyen obalar mevcuttur. Tarım “ makineleşme “ ile birlikte, sığır, at ve eşek başta olmak üzere büyük baş hayvan sayısı çok azalmıştır. Kazancı, şifalı ve buz gibi akan pınarları, serin havası, nemsiz ve oksijen dolu havası ve lezzetli besinleriyle yayla sayılan, yaz tatili geçirilecek bir yerdir. Sıcak Akdeniz sahillerinde bunalan insanlar yazları buraya gelerek ev kiralamakta ve gönüllerince yaşamaktadırlar. Gelecekte önem kazanacak olan " YAYLA TURİZMİ " bakımından da önemli bir potansiyele sahiptir. Yaylalarda, tarihi ardıç ağaçları, meşe, çam, ladin (köknar), sedir (katran), andız, şimşir ağaçları yoğunluktadır. Sulanan bölgelerde ise, çınar, söğüt karaağaç ve meyve ağaçları vardır. Kasabadan, Gülnar, Anamur ve Gazipaşa istikametlerine araba / yaya yolları mevcuttur. Ormanlık yaylaları ise, Toros yaylası, Kabalak, Yenicesu, Elmalıoluk, Körkuyu, Kırkkuyu, Buzluca, Bozdağ, Popas ve Köristan yaylaları sayılabilir Kazancı'da ÖZTÜRKCE bir dil kullanılmaktadır. Ağız ve lehçe olarak hiç değişmemiş ve bozulmamış olup, sözlüklere geçmemiş 200 civarında kelime tesbit edilmiştir. Halen A. Ü. Edebiyat Fakültesi’nde misafir öğretim üyesi olarak görev yapan Türkmenistan Kazancı İlçesi nüfusuna kayıtlı Prof. Bedri SARIYEV, her iki yerde yaptığı araştırmalar sonunda halk dilinin yedi asırdan beri hiç değişmemiş olduğunu belirtmiştir. Kasabanın davul, zuna ve kemandan oluşan klasik bir folklor çalgı ekibi ve mahalli saz sanatçıları vardır. Bu ekipler, kuşaklar boyu dağılmadan sürmektedir. Mahalli oyunlar, saya oyunları ve gösterileri, düğünler ve bayramlar başta olmak üzere bölgedeki her türlü festival ve kültür etkinliklerine katılmaktadır. Bu şenliklerde, Milli yemeğimiz olan, kazanlarda pişirilmiş keşkek, çılbır, pilav, el ile tulukta yayılan yayık ayranı, süt kaymağı, kapama börek, saç böreği, su böreği, kavurma pilav, baklava, kıvrım tatlısı, batırma ve arabaşı hazırlanarak misafirlere ikram edilmektedir. Kazancıda çok şair ve bilgin insan yetişmiş olup, eserler yazıya dökülmediğinden günümüze çok azı ulaşabilmiştir. Karacaoğlan Taşeli (Ermenek, Mut, Sarıveliler, Başyayla) yöresinde yaşamış olup, Kazancı yaylalarında da bulunmuştur. Kazancı dışında görev yapan memurlar ve işci olarak çalışan bir çok Kazancılı doğduğu topraklara geri dönmüş, emekli olanların hepsi yeni ev yaptırmışlardır. Kasaba, yörede en uygun “ EMEKLİ KENTİ “ olmaya adaydır. Ayrıca, çevresi ve konumu itibariyle de “ İLÇE OLMAYA ADAY “ kasabalardan biridir.

 

A-COĞRAFİ KONUM    

Kazancı Kasabası Karaman İlinin Ermenek İlçesine bağlı olup, sınırları itibariyle Anamur, Bozyazı, Gülnar Sarıveliler ve Ermenek ile komşudur. Daha önce Konya'ya bağlı iken 1989 yılında Karaman İl olunca bu ile bağlanmıştır. İç Anadolu Bölgesinin en güneyinde bulunan bir kasabadır. İç Anadolu’yu Akdeniz’e bağlayan yolların üzerinde bulunması, Onu tarihsel konumuyla olduğu kadar, coğrafi konumu bakımından da stratejik bir öneme sahip kılmıştır.

Kazancı Orta Torosların kuzey yamacına bakan bir vadide kurulmuş olup,üç tarafı dağlarla çevrilidir. Kasabamızın Doğusunda Çatalbadem, İkizçınar, Zeyve, Üçbölüköyü ve Yalındal, Batısında Gökçekent, Pınarönü, Sarıvadi ve Çavuşköyü Güneyinde Anamur, Akpınar, Çandıralanı ve Öğmece Kuzeyinde ise Ermenek ve Ermenek Çayı ile sınırlıdır. Kazancı deniz seviyesinden 1040m yükseklikte olan kasabamız Kuşaklıdağı, Asardağı ve Tozlu dağları arasında yerleşmiş şirin bir kasabadır.

Kazancı Kasabası orta Torosların Göksu vadisinin güney yamaçlarında kurulmuş olup, Ermenek İlçesi ile Güney-Kuzey ekseninde simetrik bir konumda ve Taşeli yöresinin tam ortasındadır. Anamur'a 70 km, Ermenek’e ise 46 km mesafededir. Kasaba,  güneyden kuzeye genişleyen ve " V " harfini andıran geniş bir vadiye kurulmuş olup, Kazancı deniz seviyesinden 1040m yükseklikte olan kasabamız Kuşaklı dağı, Asar dağı ve Tozlu dağları arasında yerleşmiş şirin bir kasabadır.

YERYÜZÜ ŞEKİLLERİ

Çevre: Kasabamız toprakları çok verimlidir. bitki örtüsünün ve coğrafi şekillerinin elverişsizliği nedeniyle sulama sorunları dışında bir problemi yoktur. erozyon ve deprem tehlikesinin en az olduğu seviyede olduğu bir çevredir.


Orman:
Kasabamızın Doğu, Batı ve Güneyinin dağlarla çevrili olması orman bölgesi özelliği göstermektedir. Ormanlarımızda, Çam, Sedir, Ardıç, Göknar, Meşe yetişmektedir. Ayrıca maki bitki örtüsü hâkimdir. Kasabamızın kereste ve odun ihtiyacı kendi ormanlarından karşıladığı gibi civar köylerden de karşılanıyor. Ayrıca Merkezi İstanbul da bulunan Kazancılılar Kültür ve Dayanışma Derneği ve Kazancı Belediyesinin yoğun ağaçlandırma çalışmaları neticesinde kasabamızın orman alanları genişlemiştir.

                  

 

 

 

C. İKLİM

Egemen olan iklim yapısı, genelde yazları sıcak, kışları soğuk ve kar yağışlı olan karasal iklim yapısıdır. Yani, İç Anadolu’nun temel iklim yapısı, burada da görülmektedir. Ancak, Kasabanın kuzeyinde, Göksu ırmağının vadi tabanlarında, yazları sıcak ve kurak, kışları ılık ve yağışlı geçen Akdeniz İklim özellikleri de görülür. Yağış genellikle kış ve ilkbahar aylarında, yağmur ve kar şeklindedir.

D. BİTKi ÖRTÜSÜ

Doğal bitki örtüsü maki’dir Yükseğe gittikçe köknar, kızıl çam, sedir, karaçam ve ardıçlar gözükmektedir. Dağlarda daha çok otlar ve çalılar hakim olup, dağ etekleri ise bağ ve  bahçeliktir. Dağların yüksek kesimlerine gevenlikler (dikenli bitki) otlaklar ve dağ çayırları hakimdir. Kasabamız vadisi ise meyve bahçeleri ve bağlardan oluşmaktadır. Kasabamızda en çok kiraz, elma, armut, kayısı  ve ceviz ağaçları bulunmaktadır.

KAZANCI BELDESİNİN TARİHİ


Kasabanın adı, tarihte Kazancı, Kazancılı, Kazancık, Kazanculu ve Kazancıklı adları ile bilinen, Osmanlı Kaynakları ve Türk Tarih Kurumu belgelerine göre Yörükhan Taifesinden bir Türkmen Boyundan ve bu boya mensup kişilerce kurulmasından gelmektedir. Kazancıklı bölgesi Türkmenistan kuzeyinde kayalık bir bölgenin adıdır. Bu bölgeden batıya ve Anadolu'ya göçeden Kazancılı Cemaati, Adana (Feke), Maraş, Kırşehir, Karahisari, Mersin(Gülnar), Samsun, Ermenek (Kazancı) bölgelerine yerleştirilmiştir.
Tarihi kayıtlarda, 1880 yılında tesbiti yapılan Hazar Ötesi Türkmen Oymakları listesinde Kazancılı Oymağı yer almış ve Horasan'da yaşayan Sarık Türkmenlerine bağlı bir oymak olarak gösterilmiştir. Yavuz Selim zamanında Çepni Oymaklarından birinin adı Kazancı oymağıydı. Halen, Anadolu'da, Çankırı, Erzurum, Kocaeli, Tokat, Aydın, Isparta, Zonguldak, Kayseri ve Sivas illerinde de Kazancı adını taşıyan kasabalar, köyler ve mahalleler vardır.

Kazancı çevresinde, ilk çağlardan itibaren yerleşim yerleri kurulduğu ve insanların yoğunlukla yaşadığı bilinmektedir. Roma ve Bizans devirlerinden kalma Körüstan Beleni, Kilise, Popasın (Papazın) Kuyu, Önges Pınarı, Alain, Çıldırdak, Maşatın Dere, Hocaini (Hocini), Çurfalıklıin, Avlakini gibi hıristiyanlık dönemi adları halen kullanılmakta olup, Kirlos isimli bir kişinin varlığı konuşulmaktadır. Yöyereye, Karamanoğulları Beyliği sırasında Gülnar çevresinden gelen göçerler hakim olmuştur. Bu devirlerden kalma olan Bazaralanı, Develikoyağı, Kartaltepe, Yüksekeğrik tepesi ( bu isim Gülnarlı çobanların erzakları bittiğinde, yörenin en yüksek tepesine çıkarak ateş yakması ve dumanlarla Gülnar'dan erzak istemeleri için kullandıkları tepenin adıdır) ve Hamit (Hemid) Seydi mezarı (ermiş bir kişi olan bu zat, Gülnar'lı bir ağanın çobanı olup, Popas yöresinde olan mezarı İzmir, İstanbul dahil uzak yerlerden gelenlerce ziyaret edilmektedir) vardır.  
1474-1475 yıllarında Fatih Karamanoğullarını ortadan kaldırınca şehir İçel sancağına bağlanmıştır. 1910 yılında Konya iline bağlanan Ermenek 1989 yılında Karaman il olunca bu ile bağlanmıştır. Tarihçilere göre bugünkü halk Oguz boylarından kalmadır. Türklerin ve oğuzların adet ve anane koşullarının aynı olduğunu görürüz.


TARİHTE VE ANADOLU’DA KAZANCILILAR


- Yavuz Selim zamanında, Çepni oymağından birinin adı Kazancı oymağıdır. Azerbaycan güneyinde, 19. Yüzyılda, Karasu ırmağı kenarında yaşayan Şahseven Türkmenleri arasında Kazanlu adında bir oymak da vardı. Kazan Türkleri’nin de Kazancılılarla aynı boydan geldikleri söylenmektedir.

- Türkmenistan Üniversitesi rektörünün verdiği bilgilere göre, Kazancıklı Bölgesi Türkmenistan kuzeyinde, kayalık bir bölgedir. 16. Yüzyılda burada yaşayan Kazancılılar gruplar halinde Anadolu’ya göç etmişlerdir. Karacaoğlan da 16 yaşında iken elinde sazı ile bu grupların birine katılarak Anadolu’ya geçmiştir. Karacaoğlan Taşeli Bölgesinde (Ermenek, Mut, Gülnar, Anamur ve Karaman) yaşadığına göre bu bilginin doğru olduğu söylenebilir. Karacaoğlan’ın mezarı Mut sınırları içinde bilinir. Fakat, yazar-şair ve tarihçi Mustafa ERTAŞ, kitabında, Karacaoğlan’ın Ermenek çevresinde yaşadığını, mezarının Davdas veya Sarıveliler civarında olduğu, hatta, Sarıveliler’de soyundan gelen Karacalar sülalesinin halen sürmekte olduğunu dile getirmiştir.

- Osmanlı Kaynaklarına göre, Kazancılı Cemaati, Adana, Maraş, Kırşehri, Karahisari Şarki Sancakları, Gülnar, Ermenek, Samsun ve Bafra çevresine yerleştirilmiştir. Boylar yerleştikleri yer adı olarak, boylarının adı olan Kazancı ismini vermişlerdir. Bir çok ailede soy ismi olarak Kazancı ismini almıştır.
 
- Halen, Nahcivan Ellince de Kazancı köyü, Ermenistan Artik yöresinde Kazancı adlı köy vardır. Kırım’da Kazancı köyü, Gagauzlar’da Kazancık isimli yer adı, Özbek Konrat kabilesinde Gazancılı oymağı vardır.
 
- Anadolu’da halen KAZANCI adını taşıyan yerleşim merkezleri şunlardır.
- Kazancı köyü, Ilgaz ilçesi – Çankırı
- Kazancı köyü, Hınıs ilçesi – Erzurum
- Kazancı köyü, Akyazı ilçesi – Sakarya
- Kazancı köyü, Ermenek ilçesi – Karaman
- Kazancı köyü, Kavak ilçesi – Samsun
- Kazancı köyü, Feke ilçesi – Adana
- Kazancı köyü, Turhal ilçesi – Tokat

  Mahalle adı olarak KAZANCI adındaki yerler ,
- Kazancı Mahallesi, Kuruköy, Çine / Aydın
- Kazancı Mahallesi, Uluborlu / Isparta
- Kazancı Mah. Kazanci köyü, Kavak / Samsun
- Kazancı Mah, Satuk köyü, Devrek / Zonguldak
- Kazancık köyü, Pınarbaşı ilçesi – Kayseri
- Kazancık köyü, Şarkışla ilçesi - Sivas
- Kazancı köyü, Diyarbakır

 Ayrıca, birçok ünlü ailenin soy ismi Kazancı olarak alınmış durumdadır.
-Alanya ,Söbüce yaylasında Kazancı Dede Türbesi vardır.
-Urfa’da ünlü Kazancı Bedir isminde bir kişi ve sülalesi yaşar
-Kahramanmaraş’ın en ünlü ailelerinden biri Kazancı soy adını taşır. Ünlü hukukcuların yetişdiği bir ailedir.
İstanbul taksim semtinde de Kazancı Yokuşu isminde bir semt vardır. Ermenek Kebendibi mahallesinde de Kazancı soyadlı aile vardır.  Kaynak: Av. Naci SÖZEN

CUMHURİYET DÖNEMİNDE KAZANCI
Cumhuriyetin ilk yıllarında yapılan idari yapılanmada Ermenek de yer almakta ve ilçeye bağlı (3) nahiye (48) köy bulunmaktaydı. Bu (3) nahiyeden birisi de Kazancı Nahiyesidir.

A) SOSYAL HAYAT: 

Konut; Kazancıda eski evler kerpiç ve taş duvar üzerine kurulu düz dam olarak yapılmıştır. Şimdi ise çatılı ahşap evler betonarme evler olarak yapılmaktadır. Şimdi ise evler daha temiz ve düzenli yapılmıştır. Banyo ve tuvaletsiz ev yoktur. Evin içi oturmaya uygun ve planlı inşa edilmiştir. Örneğin; oturma salonu, yatak ve oturma odaları, mutfak, banyo, tuvalet ve lavabolar ayrıdır. Evler günümüzde büyük kentlerde kullanılan mobilyalarla donatılmıştır. Aydınlatmada elektrik, ısıtmada ise soba kullanılır. Yakacak olarak odun ve kömür harcanmaktadır. Her evde mutlaka su tesisatı vardır. İçme suyu Aybahamdan getirilmiştir. Mutfakları düzenli olup, günümüzde artık çelik kaplar kullanılmaktadır. Kadınlar eskiden ziynet eşyası olarak başlarına altın fesler, boyunlarına beşibiryerde ve altın liralar takarlardı, şimdi ise kolda bilezik ve boyunda altın zincirler takı olarak kullanılmaktadır. Yaşlara göre kıyafetler tercih edilmekte, düğünlerde ve bayramlarda giyinmeye ayrıca özen gösterilmektedir. Giyeceklerin renkleri daha ziyade sade ve koyu tonludur.

Sosyal Yaşantı; Sosyal yaşantı tam anlamıyla henüz gelişmemiştir. Köy tipi sosyal yaşantı geçerlidir. Ailece gidilebilecek umuma açık yerler, parklar v.b. sosyal tesisler yoktur. Sadece erkeklerin gidebildiği kahvehaneler mevcuttur.
Beldemize yemekler; Düğünlerde özellikle kazanlarda pişirilmiş keşkek, çılbır, yapılır, pilav, yayık ayranı,
süt kaymağı, kapama börek, saç böreği, su böreği, kavurma pilav, baklava, kıvrım tatlısı
yaprak dolması, batırma, Tarhana çorbası, Arabaşı çorbası, bulgurdan yapılan kısır köfte gibi yöremize has yemeklerimiz vardır.


Halk Oyunları; Yöremizde halk oyunları genellikle Silifke halk oyunları özelliğini yansıtmaktadır. En fazla oynanan oyunlar; silifkenin yoğurdu, Keklik, Yayla yolları ve Sarı yayla gibi oyunlarıdır. Ayrıca;  Çok eski yıllarda düğün ve sayalarda yapılan geleneksel bir gösteri olan Deve Oyunu (Cansız Yapma Deve) gösterisini de Mehmet Goca (Hasan KÖKSOY) lakabı ile tanınan folklorcumuz tarafından halen oynatılmaktadır.

El Sanatları; Kasabada çobanlar eskiden ala kilim, çaput kilim, kıl çuval, halı heybe, seccade, yünden dokumalar yaparlardı. Şimdi ise sadece çaput kilim halen dokunmaktadır. Ağaç işleri  tarihe karışmaya yüz tutmuş sayılı usta tarafından yapılıyor imal edilen saban tahta kaşık, çömçe ,ellik, semer imalatı,, palan ve koşum malzemeleri yapımı ile ilgili el sanatları artık eskisi kadar imal edilmemektedir. Mobilya ve dekorasyon yönünden de gelişmeler vardır. Bu konuda birçok atölyeler vardır. Artık modern tarzdaki yapıların çıkması ile son bulmuş durumda olan el emeği göz nuru el işçiliği sanatından şimdi hiç eser kalmadı kasabamızda çok nadir bulunan bu eski evleri günümüz koşullarında restore ederek koruyabiliriz.

Düğün Adetleri; İlçe ve çevresinde genellikle görücü usulle kız istemeye gidilir. Evlenecek kız ve erkeğin görüşleri mutlaka alınır. Nişanda takılar takılır, düğün için söz kesilir ve alınacak çeyizler belirlenir. Düğünden üç gün önce gelin olacak kızın sağdıcı gelini evlerine götürür. Ardından kına gecesi yapılır. Ertesi günü gelin olacak kızı komşuları sıra ile davet ederler. Üç gün kız arkadaşlarıyla eğlenir. Oğlan tarafı gelin almadan bir gün önce yemek verir. Aynı gün gündüz ve gece eğlenceler düzenlenir, oyunlar oynanır. Ertesi gün gelin alınır, günümüzde düğünler bazen bir gün içerisinde yapılıyor. İlçede kız kaçırma olaylarına günümüzde az rastlanmaktadır. Bu tür olaylarda kan gütme yoktur. Her iki taraf kısa zamanda barışır. Başlık parası alınmaz.
Belirli Günler;
Kasabamızda mahalli kurtuluş günü yoktur. Her yıl Körkuyu yaylasında Geleneksel Körkuyu kültür şenlikleri yapılmakta, unutulmaya yüz tutmuş olan yöresel oyunlar, yemekler, el sanatları, müzikler ve gösteriler tekrar yaşatılmaktadır.  
Boş Zaman Faaliyetleri; kasabamızda yaz aylarında ziraat işleri ile uğraşıldığından genelde boş zaman yoktur. Kış aylarında genel olarak kahvehanelerde oturarak ya da büyük kentlerde bulunan akrabalar ziyaret edilmektedir.
 
Tur İmkânları; Beldemizin ulaşım yollarının iyi olmaması nedeniyle genelde turistik amaçlı tur faaliyetleri yoktur fakat, doğasıyla ve havasıyla keşfedilmemiş bir yerdir kazancı, yeşil'le donatılmış bir bahçesi ve farklı bir manzara görünü sahiptir, şifalı ve buz gibi akan pınarları, serin havası, nemsiz ve oksijen dolu havası ve lezzetli besinleriyle yayla sayılan,  yaz tatili geçirilecek bir yerdir. Sıcak Akdeniz sahillerinde bunalan insanlar yazları buraya gelerek ev kiralamakta ve gönüllerince yaşamaktadırlar. Gelecekte " YAYLA  TURİZMİ " bakımından da önemli bir potansiyele sahiptir. Kasabadan, Gülnar, Anamur ve Gazipaşa istikametlerine araba yaya yolları mevcuttur. Ormanlık yaylaları ise, Toros yaylası, Kabalak, Yenicesu, Körkuyu, Kırkkuyu, Buzluca, Bozdağ, Popas ve Koristan yaylaları sayılabilir.


Çeşitli İnançlar;
Çocuk doğduğunda kulağına ezan okunur ve adı söylenir. Çocuğa ebe tarafından birde göbek adı konulur. Bu ad uğurlu sayılır. Çocuk olduğunda helva yapılarak komşulara dağıtılır. Konuşmayan bir çocuğun konuşabilmesi için cuma namazından çıkan ilk kişi “caminin anahtarını ağzında üç defa çevirirse” çocuğun konuşacağına inanılır. Sütkardeşi olan kız ve erkek çocuklar genellikle birbirleriyle evlendirilmez.

Kadınlara Saygı;
Kadınlar ve erkekler çevrede genelde kendi üzerine düşen görevleri yapar. Bununla birlikte kadın evin orta direğidir. Her işe o koşulur. Tarlada çalışır, çapa yapar, ev işine bakar, hayvanları yemler, altlarını temizler, sağım işini yaparlar. Erkekler ise dışarı ve ağır işlere bakarlar. Birçok dışarı işi yine kadından beklenir. Eğer bir erkek karısına iyi davranır onun yapacağı işlere yardımcı olursa ona da kılıbık derler. Aileler arasında yardımlaşma yapılır. Bunu da yine kadınlar yapar. Bu yüzden kadınların büyük çoğunluğu kadın ve mide ve romatizma hastalıklarından şikâyetçidir. Bununla beraber kadınlar erkeğine saygılı ve iffetlidirler. Katlandıkları bu zorluklardan hiç bir zaman şikâyetçi olmazlar.
  

Kendiliğinden Yetişen ve Yenen Otlar;
Madımak (keklilotu), Yemlik, Ocakkıvşırığı, serçegözü, Kuzukulağı, Kızılpancar, Tülüciceme, Tavukkursağı, Isırgan Otu, Kazayağı, otlarından çeşitli yemekler yapılarak yenilir.

İş ve Çalışma hayatı; Herkes kendi tarlasında, bağında bahçesinde ekim dikim yapmakta, ahırında hayvan beslemektedir. İşçi istihdam eden müesseseler bulunmamaktadır. kazancıda eskiden insanlar kendi ihtiyaçlarını yine kendileri yaparak temin ederlerdi. Örneğin deriden çarık yapılır, yünden başlık, kuşak, yelek ve pantolonlar dokunurdu. kazancıda bez, çuval, kilim, ip, urgan gibi temel ihtiyaçlardı. Bu dokumalarla ilgili çeşitli araçlardan evlerde hala vardır. Günümüzde artık bunların imalatı yok denecek kadar azdır.Eski mesleklerden marangozluk, demircilik ve kundura tamirciliği devam etmektedir. Kalaycılık eski önemini yitirmiştir. Çobanlık mesleğiyle ilgilenenler hala vardır ama otlakların ağaçlandırılması sonucu çoban obalarımız artık yok. Zira büyük ve küçükbaş hayvancılık önemli bir yer tutmaktadır. Tuhafiye, bakkaliye, manifatura, mobilya, market, hazır giyim, terzi, manav, nalbur, berber ve oto tamirciliği gibi halkın zaruri ihtiyaçlarını giderecek esnaf türleri vardır. Ayrıca belediye ait Dere lokantamız vardır.

B) EĞİTİM VE KÜLTÜR DURUMU:

Eğitim-Öğretim Durumu: Kasabada bir lise ve 8 yıllık İlköğretim okulu bulunmaktadır.
İlköğretim okulunda 2 adet Laboratuar, 1 adet (10 bilgisayarlı) Bilgisayar sınıfı bulunmaktadır. (Ayrıca Eğitime katkı sağlayan ve bilgisayarı bağışlayan hayırsever vatandaşımıza teşekkür ederiz.)
Taşımalı eğitim kapsamında mahalle ve civar köylerimizden öğrenciler kasabamızda eğitim görmektedirler.





Tarihsel ve Kültürel Çevre;
Camiler; kasaba merkezi ve köylerinde tarihi ve kültürel değeri eskiye dayalı olmakla birlikte yeni camiiler mevcut olup, merkez mahalle ve diger 6 mahallede birer adet cami mevcuttur.

Türbeler; Kasabamızda Dede Molas, Muslu Dede Hıdırellez gibi isimlerin türbeleri yok ama mevkii ismi olarak bulunmaktadır. Yine Yenicesu mevkisinde bulunan ve sakatlanan çoçukları iyileştirdiğine inanılan Sakat Dedesinin yatır yeri bulunmaktadır. Yine Karamanoğulları Beyliği sırasında Gülnar çevresinden gelen göçerler hakim olmuştur. Bu devirlerden kalma olan Bazaralanı, Develikoyağı, Kartaltepe, Yüksekeğrik tepesi ( bu isim Gülnarlı çobanların erzakları bittiğinde, yörenin en yüksek tepesine çıkarak ateş yakması ve dumanlarla Gülnar'dan erzak istemeleri için kullandıkları tepenin adıdır) ve Hamit (Hemid) Seydi mezarı (ermiş bir kişi olan bu zat, Gülnar'lı bir ağanın çobanı olup, Popas yöresinde olan mezarı İzmir, İstanbul dahil uzak yerlerden gelenlerce ziyaret edilmektedir. 
Mağaralar; kasabanın Bucak Mahallesinin sırtlarında bulunan “Alain mağarası Romalılar tarafından yapılmış ve kayalarına çizilmiş renkli resimler halen görülebilmektedir. Kasabamız sınırları içerisinde Körüstan ve Kilise mevkilerindeki yapılar ve mezarinler, Avlakini, Çurfalıklıin ve Kürtlü mevkiinde yakasındaki ev odaları şeklinde oyulmuş inler ve Deliktaşini tüm canlılığıyla yaşamaktadır.

Kaleler;
Kasabamız sınırlarında, Karamanoğulları devrinden kalma Dinek kulesi hakim bir tepede kasabamız dahil bütün ilçe köylerini rahatlıkla görebilmektedir.  
Spor Tesisleri; kasaba merkezinde toprak zeminli 1 futbol sahası, Kazancı Lisenin  voleybol ve Basket sahası, Lisesinde masa tenisi oynama imkanı vardır.
Mesire Yerleri; Kasabamız merkezinde bulunan Belediye Dereiçi Tesisleri ve Alabalık çiftliği de ailece yazın dinlenilecek bir yerdir, Körkuyu yaylasında piknik yapılabilinir, Ayrıca, Aybaham pınarları, Önges, Kazanpınar, Ayyanı pınarı, Toros çeşmesi, Tozlu, Olucak, Elmalıoluk ve Körkuyu çeşmelerinin suyu çok güzeldir aynı zamanda piknik yerleri olarak kullanılır.  


Av Turizmi Ve Balıkçılık;
Kasabamız ve çevresinde eti yenen av hayvanlarından; tavşan, keklik, ördek avı, ayrıca eti yenmeyen hayvanlardan; kurt, tilki, ve son yıllarda özellikle ziraat ürünlerine fazlaca zarar veren yaban domuzu avı yapılmaktadır.  
Sağlık (Kaplıca) Ve Dağ Turizmi; Kasabamızda önemli bir kaplıca bulunmamakla birlikte yapılan araştırmalarda, bazı su kaynaklarının böbrek ve idrar yolu hastalıklarına iyi geldiği söylenmektedir. Degirmenalanı yakınında kaynak olarak çıkan suyun, deri hastalıklarını iyileştirdiği söylenir.  Kış aylarında dağ turizmi imkânları yoktur. Ancak yaz aylarında Kızıltaş sıra yamaçları, batısında, Asar Beleni- Alainin yaka- Kızılcayer - Karakütük yakası sıra yamaçları, Güneyinde, Sivrice Belen, Akyokuş, Taşönü ve Mihrap tepeleri gezilebilir. 



C) EKONOMİK DURUM:

Kasabada genellikle tarımla uğraşılmaktadır. Başta hayvancılık olmak üzere tahıl bitkileri, meyvecilik ve sebzecilik yapılmaktadır. Akdeniz İklim özelliğinde yetişen meyvelerin dışında kalan bütün meyveler yetiştirilmektedir. Özellikle elma ve kiraz son zamanlarda fazla üretilmektedir. Sebzecilik oldukça ileri gitmiştir. Sebzelerin tamamı üretilmekte ve çevre pazarlarda pazarlanmaktadır. Bugüne kadar kooperatifleşmeye gidilmediğinden üretici malını ucuza kaptırmakta ve bunda da ekonomik zarar görmektedir. Üretilen buğday ve arpanın büyük bir çoğunluğu kasabaya gelen tüccarlar almaktadır. Çiftçiler kendi ihtiyaçlarından çok fazlasını üretmekte ve dışardan tarımsal ürün almamaktadır. Kasabada fenni arıcılıkta yapılmakta olup, kaliteli bal üretimi yapılmaktadır. Son yıllarda besicilik artmıştır. Tarım makine ve aletleri günümüz tarımına uygun bir şekilde oldukça yaygın olarak kullanılmaktadır. Kasabanın kuzeye doğru Göksu'ya kadar genişleyerek uzanan sulanır arazileri tarıma elverişlidir.